Bir web sitesini sadeleştirmek, çoğu zaman yeni bir tasarım eklemekten daha zordur. Çünkü sadeleşmek, “daha az” ile yetinmeyi değil, “gereksizi ayıklamayı” gerektirir. Bu da hem işletmeler hem de site sahipleri için ciddi bir karar sürecidir.
Birçok firma web sitesine baktığında ilk refleksi şudur: “Bir şeyler eksik mi?”
Oysa çoğu zaman sorun eksiklik değil, fazlalıktır.
Sadelik, Kontrolden Vazgeçmek Gibi Algılanır
Web sitesi sahipleri genellikle her şeyi anlatmak ister.
Her hizmet, her referans, her kampanya, her detay aynı anda görünür olsun arzusu çok yaygındır.
Bu yaklaşımın temelinde şu düşünce vardır:
“Ne kadar çok gösterirsem, o kadar ikna ederim.”
Gerçekte ise kullanıcı tam tersini yaşar. Kararsızlık artar, dikkat dağılır ve site terk edilir.
Az İçerik = Az Değer Yanılgısı
Sadeleşmeye karşı en büyük dirençlerden biri şudur:
“Bu kadar emeği nasıl kaldırırım?”
Oysa sade bir site, daha az emek değil, daha çok bilinç ister.
Hangi başlık kalmalı, hangisi gitmeli sorusuna net cevap verebilmek gerekir.
Bu noktada sadeleşmek, tasarımdan çok strateji işidir.
Kullanıcı Ne İstiyor, Biz Ne Anlatmak İstiyoruz?
Cesaret tam olarak burada devreye girer.
Kullanıcının aradığı şey ile bizim anlatmak istediklerimiz çoğu zaman örtüşmez.
Kullanıcı hızlıca şunu görmek ister:
-
Ne iş yapıyorsun?
-
Bana ne faydan var?
-
Sana nasıl ulaşırım?
Bunların dışındaki birçok detay, doğru sunulmadığında sadece gürültüye dönüşür.
Sade Web Siteleri Daha Fazla Güven Verir
Modern kullanıcılar karmaşık sitelere karşı artık daha mesafelidir.
Düzgün boşluklar, net başlıklar ve okunabilir metinler bilinçaltında şunu söyler:
“Bu işi bilen biri tarafından yapılmış.”
Bu güven hissi, tasarımın gösterişinden değil, sadeliğin netliğinden gelir.
Sadeleşmek Geriye Gitmek Değil, Olgunlaşmaktır
Bir web sitesinin sadeleşmesi, gelişmediği anlamına gelmez.
Aksine, neyin işe yaradığını artık bildiğini gösterir.
Genelde en sade siteler, en çok deneyim birikmiş markalara aittir.
Çünkü onlar artık her şeyi anlatmak zorunda olmadıklarını bilirler.